İstanbul Psikanaliz Eğitim Derneği
Dil Seçeneği , EN İngilizce | TR Türkçe
"Sözcükler ve büyü başlangıçta birbirlerinin tıpatıp aynısıydılar ve günümüzde bile sözcükler büyülü güçlerinin çoğunu koruyorlar."

'Sigmund Freud, 'Psikanalize Giriş Seminerleri'

<< Geri
Freud

ENSEST VE SAPKINLIK

Ayla Yazıcı
*Bu metin 31 Mayıs-1 Haziran 2013 tarihinde İstanbul’da Uluslararası Psikanaliz Birliği Kadın ve Psikanaliz Komitesi (IPA COWAP) ve İstanbul Psikanaliz Derneği tarafından, PSİKE İstanbul işbirliği ile Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “ Homosexualities” isimli konferansta sunulmuştur.
Divanımda şimdiye kadar üç ensest vakası oldu. Baba-oğul, baba-kız ve biri kız biri erkek iki kardeş. Bu vakalar ile ilgili psikanaliz literatürünü okurken; ensest üzerine yazılmış yazıların şaşılacak derecede az olduğunu farkettim. Psikanaliz başlangıcından beri ensest ve çocuk cinsel tacizinin nöroz ve psikopatolojiye etkisi ile ilgilenmiştir. Psikanalizin tarihine baktığımızda, bilindiği gibi, Freud başlangıçta ensestin çok yaygın olduğuna inanmış ve nörozların baştan çıkarma teorisini oluşturmuştu. Bu teori çocuk cinsel kötüye kullanımı ve bu travmanın sonucu olarak yetişkin yaşamda ortaya çıkan duygulanımsal, somatik ve davranışsal belirtileri ile ilişkisi üzerine kurulmuştu. Freud sonra cinsel istismar üstüne temellenen gerçek-odaklı baştan çıkarma teorisini bırakarak fantezi modeli ile değiştirdi. Güncel baştan çıkarmanın ve ensestin varlığının her zaman farkındaydı fakat zaman içinde nörozun etiyolojisi ile kurduğu bağlantı bazen arttı bazen azaldı. Sıklığı konusundaki fikirleri de tutarlı değildi. 1900’lerde önce Freud’un daha sonra da diğer psikanalistlerin gerçek ensest ve onun etkilerine olan ilgileri azaldı. Ensest tabusu ve ensest düşlemleri merkeze yerleşti(2,5).
Freud’un “Cinsellik Üzerine Üç Deneme” makalesinde belirttiği gibi (1905) ergenlikte cinsel organların egemenliğinde psikoseksüel cinselliği tekrar gözden geçirmenin yanı sıra yetişkinlikte ortaya çıkan hareketleri anlamak için yalnızca çocuk cinselliğini değil, bebeksi cinselliğin gelişimini de anlamak gereklidir. Bebeksi psikoseksüel durum, yetişkin yaşamı zorlayıcı,belirleyici bir durum olarak yaşam boyunca kalır(3,5,8).
COWAP için bu konuşmayı önerirken aklımda divanımdaki ensest vakalarımdan söz etmek vardı. Bu üç vakanın da özelliği çocukluklarında bir süre devam eden ensest içerikli ilişkileri olması ve güncel yaşamlarındaki sapkın görüngü idi. Bu sapkın görüngünün güncel yaşamlarını nasıl etkilediği ve halen çocuklukta oluşan bilinçdışı düşlemlere göre yaşamaları ilgi çekiciydi. Ensest yaşantıları, yetişkin yaşamlarındaki sapkın yaşamları ile ilişkilendirilebilir miydi? Benim hastalarımdaki bu görüngüler nerden baktığınızla ilgili olarak toplumsal düzen içinde “normal” uç ile “sapkın” uç arasında yer alıyordu. Bir taraftan aklıma akıl hastanesinde ömürlerini kapalı bir yerde bir arada geçiren psikotik hastaların cinsel meseleleri takılıyordu. “Normal” anlamda cinsel ilişkileri yoktu. “Sapkın” cinsel ilişkilerden ara ara hemşirelerin dedikodularında söz ediliyordu. Ama genel olarak idare, tedavi ekibi ve bakım ekibi tarafından sanki hiç böyle bir durum yokmuş gibi algılanmaları bana çok çarpıcı gelmişti. Bu dedikodulara biraz daha kulak verdiğimizde “sapkın” aşk durumlarının çok fazla olduğunu duymaya başladık. Birbirlerine aşık olanlar, birlikte yatmak için olay çıkaranlar, başka fetiş nesnelerine düşkünlükler, fetiş nesneleri ile masturbasyon yapanlar, tecavüz olayları, cinsel kötüye kullanmalar vb. Hastanedeki vakaları analiz etmediğim için ancak bu kadar söz edebileceğim ama kendi divanımdaki analizanlarımın arasında iç dünyalarındaki nesnelerin kurgulanışındaki benzerlik çok dikkat çekiciydi. Burada vakaların ayrıntılarından etik nedenlerle söz etmeyeceğim. Her iki genç kadın da annelerinden söz etmiyorlardı. Burada eğer bir anne –oğul çifti olsaydı nasıl bir görüngü olabileceği sorusu da akla geliyor. Anne birinde güçsüz ve mutsuz, diğerinde güçsüz, saldırgan ve gene mutsuzdu. Analizlerinin belli bir sürecinde anneden konuşulmaya başlandı. Fakat bu iki kadının da hayatında anne ve kadınlara yer yoktu ilginç şekilde. Baba ve erkek kardeşler ile yıllarca süren bir ilişki vardı. Yetişkin hayatlarında da her ikisi de kadınlardan uzak duruyor kadın arkadaş dahi edinmiyorlardı. Her iki kız da yetişkin hayatlarında baba ve abiden nefret ediyorlar ve güncel yaşamlarında aileleri ile çok az görüşüyorlardı. Biri yine kendini taciz eden kendi yaşının iki katından daha büyük bir adamla, tabiri caizse bütün gençliğini geçirmişti. Aynı babasının gece gelip onu istediği saatte istediği şekilde ziyaret etmesi gibi bir ortam yaratmıştı, gece evden hiç dışarı çıkmıyor ve hayatında başka bir kadın olan sevgilisinin gelip kendisini ziyaret etmesini, dövmesini ve sevmesini bekliyordu. Diğeri ise kendini döven, taciz eden erkeklerle birlikte oluyordu. Her ilişkisi bir boks maçı niteliğinde kısa sürüyor ve bir başkasına geçiyordu. Bir diğer örnek olarak ikisi de şizofreni tanısı ile hastanede yaşayan iki kız kardeşi verebilirim. Babaları vardı ve zaman zaman babalarının yanına izinli çıkıyorlardı. Anneleri çok küçük yaşta vefat etmişti. Neden sonra öğrenildi ki babaları ile ergen yaşlarından başlayan ve halen devam eden cinsel ilişkileri vardı. Yani çocukluklarından beri süren ensest devam ediyordu ve şimdi sapkın bir aşk ilişkisi halini almıştı. Bu iki kızın rekabet halinde olduğunu hatırlıyorum. Hastane yönetimine hiçbir şekilde bunu anlatmamaları ve gizlemeleri çok dikkat çekiciydi. Bu iki kızın psikotik olduğunu aklımızda tutmamız gerekir. Hastanede sözünü ettiklerim şizofreni tanısı almış ve dış dünyada kendi başlarına yaşayabilecek yetileri ciddi biçimde eksik olan insanlardı.

Çocukluklarında enseste maruz kalmış bir çok yetişkin oldukça yetkin, olgun, iç dünyalarındaki fırtınalara rağmen dış dünya ile baş edebiliyor izlenimi verebilirler. Bu belki de kısmen yetişkinlerin ihtiyaçlarına cevap vermeye çok küçükken zorlandıkları içindir. Sonuçta bu kişiler arkaik bağımlılıkları ve ilişkili çatışmalardan ayrışarak bir erken gelişmişlik, yalancı olgunluk ve bağımsızlık geliştirirler. M. Khan tarafından gelişimin bu basamağı biriken travma ve annenin koruyucu kalkan olarak bulunamaması bağlamında tanımlanmıştır(14). Devam eden travma ve ensestin olduğu vakalara da bu uyarlanabilir. Bu tarz bir görüngü, bozukluğun ve çatışmanın temel elemanlarını engelleme amacına hizmet eder. İnsan gelişiminin belirli temel alanları, ensest travması ile olgunlaşmadan erken dönemde ve saldırganca sömürülmüştür. Bunlar çaresizlik, güç, saldırganlik, cinsellik, sınırlar, bağımlılık , güven ve kontrolü içerir. Çocuğun erken kişilerarası ilişkiler bağlamında bu alanlardaki işlevleri ve onları yönetme tutumları kimlik oluşumunda en kritik noktadır. Dolayısıyla bu tarz hastaların kimlik oluşumunda da bazı durumlarda etkilenme bekleyebiliriz. En uç örnek olarak travestiler ve transseksüellerden söz edebiliriz. Bu kişiler böyle doğduklarını söylerler ve bunu bir kimlik yapma ihtiyacı içindedirler. Lichtenstein “...doğurgan olmayan cinselliğin amacı kimlik krizine karşı kişiyi korumaktır” der. Bunu perversiyon için de söyleyebiliriz (15,20) .
Ensest ile ilgili psikopatolojiyi bir yelpaze üzerine yerleştiren Akhtar 5 noktadan söz eder. 1. Bilinçdışı ensest düşlemi, 2.”Bilince doğru sürekli baskı yapan” bilinçdışı ensest düşlemi; ki bu savunma işlevlerini çalıştırır ve nevrotik yakınmalara ya da yer değiştirmiş eyleme vurmalara neden olur. 3. Bazen obsesif kompulsif nevrozlarda görüldüğü gibi, haz verici duygulardan yalıtılmış bilinçli ensest düşlemi. 4. Mastürbasyonun eşlik ettiği, zevk alınabilir bilinçli ensest düşlemi. 5. Genital cinsel ilişkiye giderek yaklaşan ensest eylemleri(1).
Bu yelpazenin bir ucunda, herkeste görülen, yeterli biçimde bastırılmış bilinçdışı ensest düşlemi, diğer ucunda ise karşı cinsten ana baba ile heteroseksüel, genital orgastik cinsel ilişki bulunur. Öyleyse neden bazı insanlar ensest düşlemleri ile yaşayıp giderler de, bazıları bunları yer değiştirmelerle dışarı vururlar? Bazıları da neden kendilerini gerçekten yapmak zorunda hissederler? Kişinin bu yelpaze üzerindeki konumunu belirleyen bir çok etken vardır. Yapısal yatkınlık, oidipus öncesi yaralanmalar, çarpıtılmış oidipus nitelikli yaşantılar, yineleyici olarak anne-babanın cinsel ilişkisini görme, çocuklukta cinsel istismar, saldırganla özdeşimin beslenmesi ve yineleme eğilimi bunlar arasında sayılabilir(1,23,24).
Ensest yaşantısı olan kişilere bakıldığında psikonevrozlardan, psikosomatik bozukluklara, sınır ve narsisistik durumlardan çoğul kişilik bozukluklarına, homoseksüaliteye, hatta psikozlara kadar uzanan çeşitli durumlar görülebilir. Depresyon, anksiyete, boşluk duygusu, konversiyon, çözülme, başta hiperestezi ve hipoestezi olmak üzere somatik yakınmalar, obsesif kompulsif uğraşlar, hipokondriyak uğraşlar, yeme bozuklukları, alkol ve madde kötüye kullanımı, mazoşizm ve öz-yıkıcı davranışa eğilim, öfke patlamaları ve yıkıcı davranışlar, immatürite, şiddetli ayrılık sorunları sık görülür (22,23,24). Bu kişilerin bir kısmı cinselliği yaşamlarından tamamen çıkarmışlardır, bir kısmı ise heteroseksüel ya da homoseksüel eyleme vurumlarla kendilerini çaresizce örselemeye devam ederler. Genellikle kişilik örgütlenmesinde yapısal bozukluk gösteren bu hastalarda, benlik güçsüzlüğüne işaret eden bölme, ilkel özdeşim, yansıtmalı özdeşim, yadsıma, tümgüçlülük gibi bazı özgül savunma düzeneklerinin yanı sıra, anksiyeteye katlanamama, dürtü denetiminde bozukluk, gelişmiş yüceltme kanallarının olmayışı gibi özgül olmayan benlik güçsüzlüğü belirtileri görülür(4,7,10,12,13,19). Üstbenlik gelişimi de bozuktur. İlkel bir üstbenlik vardır. Böyle bir üstbenlik oluşumu ve kendini ağır biçimde cezalandırma gereksinimini ortaya çıkaran suçluluk duygusu, yalnızca eylemin sorumluluğunu üstlenmiş olmak, oidipus nitelikli suçun yaşama geçerek gerçekleşmiş olması gibi nedenlerden değil, aynı zamanda ensesti gerçekleştiren ebeveynle özdeşimden de kaynaklanmaktadır.
Benim hastalarım çocukluklarındaki travmayı yetişkin hayatlarında da zorlantılı bir şekilde tekrarlıyorlardı. Hastanedeki hastalarda ise çocukluk yaşantıları halen olduğu gibi devam ediyordu. Sapkınlığın psikoz-nöroz skalasında nerede durduğunu tanımlarsak, sapkın yapılanma yalnızca cinsel davranışın sapması değildir. Aynı cinsel eylemin arkasındaki ruhsal yapı, kişilik, kişiden kişiye çok değişebilir. Benzer ruhsal yapısı olup da cinsel eylem ve masturbasyonlarında sapkın düşlemleri olan kişileri de aynı şekilde değerlendiremeyiz. Bu ikinci grubun nörotik bir mekanizmaya daha yakın olduğunu belirtebiliriz. Karşıt olarak açık ve organize bir sapkın davranış sergileyen kişi de yoksullaşmış bir düşlem yaşantısına sahiptir. İç dünyasındaki nesneler yalnızca kısıtlı bir şekilde cinsel ilişkilere izin verir. Nadiren homoseksüel ilişkiler yaşayan histerik yapıları, fetişist ya da anal erotik yaşantıları anlatan obsesif patolojileri sapkın organizasyon içine dahil edemeyiz. Cinsel sapkın kişinin erotik açılımı onun psişik dengesinin en temel özelliğidir ve yaşamının çok önemli bir bölümü bunun etrafında döner ve düzenlenir. Psikotik organizasyonu olan kişilerden de niteliksel olarak ayrımlaşırlar. Psikotik organizasyonda kişi erotik temasın sınırlılığı ve/veya psikotik bunaltıdan kaçma nedeniyle homoseksüel veya diğer sapkın ilişkilere yönelebilir (9,11,16,17,18,21). Bir şizofren hastamın partner bulmakta güçlük çektiği için, çocuklara yaklaşması ve taciz etmesini örnek olarak verebiliriz. “Bir tek onlar itiraz etmez benimle oynar” demişti. Burada hastanede yatan şizofren hastalarla ilgili verdiğim örnekler de hatırlanabilir.

Burada şunu söylememiz mümkündür: Sapkın olanla olmayanı ayırmak kolay bir iş değildir. Freud erken yazılarında her birimizin derisinin altında sapkın-polimorf çocuksu kısımlarımızın saklı olduğu bir sapkın olduğunu söyler. Yani herkes biraz sapkınlığı bilir. Voyeurism (röntgencilik), fetishism (bir eşyaya karşı duyulan aşırı istek), exhibitionism (göstermecilik), bazı erotik bölgelerin ilgi alanında olması gibi durumların hepsi normal aşk ilişkilerinde olabilecek şeylerdir(9). Sapkın kişinin farkı onun seçim şansının olmaması ve zorlantılı bir cinselliğe sahip olmasıdır. Yani sapkın, olduğu şeyi yapmak zorundadır, ona muhtaçtır, ihtiyacı vardır. Kişi sapkın olmayı seçmez, histeride ya da obsesyonel nevrozda olduğu gibi semptomu, yani sapkın olan davranışı da seçmez. Sapkın cinsellikte zorlayıcı öge ayrıca etkisini nesne ilişkilerinde de gösterir. Cinsel nesne katı bir kontrol altında; bu ayrıntı çok önemlidir ve zorunludur, arzu doyumu için kullanılır. Partnerin rolü kısmi nesneye indirgenmiştir, büyüsel bir arzu doyumunu karşılayacak şekilde yatırım yapılır(21).
Ensest ilk sahneye ilişkin gerçekleşemeyen düşlemin gerçek olmasıdır denebilir. Düşlem bilinçdışı arzu olarak kalmamıştır. Sapkınlıkta ise gerçeğin reddi vardır. Burda "normal" olması beklenen gerçek olmaz, kişi başka bir gerçekliği oluşturmaya çalışır. Gerçeği inkar ederek tamamen psikotik de olmaz. Ensesti bu noktada bu bakış açısıyla anlamak önemli geldi bana. Ensestte ve sapkınlıkta bir anlamda gerçek reddediliyor; birinde düşlem olması gereken şey gerçek olarak devam ederken, diğerinde başka tarz bir gerçeklik oluşturulmaya çalışılıyor. Sapkınlıkta o gerçeğin oluşturulması ise olmazsa olmaz koşuldur. Her ikisinde de sembolleştirmenin ciddi yara aldığını söyleyebiliriz. Her ikisinde de “olması gereken” gerçeğe müdahale edilip başka bir gerçeklik eylem ile oluşturulmaktadır. Burada sembolizasyonda, bilinçdışı düşlem oluşturmada, hayal kurmada ciddi sorunlar vardır.
Kastrasyon kavramı "gerçeklik" kavramı ile eşdeğerdir, ve bunun kabulü çeşitli düşlemlere neden olur. Böyle bir noktaya varmak için kişi “yeterince iyi bir anne-babaya” sahip olmalıdır. Sapkın kişilerde bu olmaz. Olması gereken gerçeği reddeder, kendi gerçekliğini oluşturmak durumundadır. Ensestte ise anne baba ile olan bu yakınlık da gerçeğin bir anlamda reddidir. Sapkın çözümün aslında oidipus nitelikli çatışmaya bir çözüm olmak yerine, oidipus öncesi çatışmaya bir çözüm olduğunu söylememiz mümkündür. (12). Freud’un gelişimsel modelinde bu durum algının inkarı ile düşlemdeki inkar arasında bir duruma saplanıp kalmadır.
Bir başka deyişle ego cinsel arzusunun gerçeği ve narsisistik ihtiyaçlarının kabul edilemez niteliği nedeniyle savunma kuvvetlerini böler. Bilmek istemediği şeyden kaçınır. Gerçeği içselleştirme ve sembolleştirme derecesine bağlı olarak psikotik veya sapkın bir organizasyona yönelir. Kaçınma yalnızca cinsiyet farklılığına atfen değil, ayrışma ile baş etme ve kabul etmeme için de seçilir. Bu her zaman cinsel sapkınlığa yol açacak anlamına gelmez. Bağımlılık, suç işleme davranışları veya eyleme vurmanın çok olduğu benzer mekanizmalara da neden olabilir(16,22) .
Ensestin ilk sahne ile ilişkisi de akla geliyor. Sonuç olarak ensestin sapkınlığa dönüşme derecesinin sembolleştirme yetisi ve dolayısıyla ego yapısı ile ilgili olduğunu söyleyebiliriz . Hastam “bu cinsel istismar mı, değil mi” diye sorardı? “Babam bana gerçekten tecavüz etti mi yoksa bana öyle mi geldi? “ Yani gerçek mi değil mi? Bu soru çok önemli geliyor bana. Gerçek ise ensest, değil ise bilinçdışı düşlem... Ama buna karar vermek için dışarıdan birisine ihtiyacı vardı. Bu soru psikanalizin içsel ve dışsal gerçekliğin ilişkisine nasıl baktığına kadar bizi götürür. Ensest mağdurları yetişkin hayatında bir yaşam kuruyor ama ne kadar 'normal' ? Güncel hayatımızda bir sürü alanda sapkın doyumlar gizli. Bunun güncel dünyada karşılığını bulmak mümkün. Sanat eserleri, sinema, üç boyutlu izlenen şeyler, internet, porno izleme, sadomazoşist ilişkiler, gözetlemecilik ve teşhirciliğe hizmet eden bir çok sanat eseri var... Artık çocuk sahibi olmanın bizim anne babamızın kuşağında bilinen yöntemi dışında başka biçimleri de var. Tüp bebekler, taşıyıcı anneler, homoseksüel çiftlerin çocukları, klonlama ile üreme vb. Tüm bunların ilk sahne düşleminin şekillenmesinde nasıl bir etkisi olacak? Çağımızda doğan bir bebeğin psikolojik gelişim sürecinde nasıl değişimler olacağı sorusu çok önemli geliyor bana. Psikanalizi; ilgilenmesi gereken internet çağı, ismi sanal alem “gerçek gibi ama gerçek değil , belki de yeni gerçek “ olan bir alem, bir alacakaranlık alanı bekliyor gibi geldi bana…

KAYNAKLAR

1. Akhtar S 1991 Complexities in the etiology and treatment of incest-related psychopathology. S. Kramer ve S. Akhtar (eds.) The Trauma of Transgression: Psychotherapy of Incest Victims’ , Jason Aronson Inc., New Jersey
2. Blass, R.B. Simon, B. 1992 Freud on his own mistake(s): the role of seduction in the etiology of neurosis In Telling Facts: History and Narration in Psychoanalysis edç N.Morris & J. Smith. Baltimore, Md.: Johnns Hopkins Univ. Press., pp. 160-183.
3. Freud, S. 1905 Three essays on the theory of sexuality S.E.7
4. Freud, A 1936 The Ego and the Mechanisms of Defence London:Hogart Press
5. Freud, S 1923, The İnfantile Genital Organisation S.E. 19
6. Freud, S 1924a, The economic problem of masochism S.E 19
7. Freud S, 1924 b The loss of reality in neurosis and psychosis S.E.19
8. Freud, S 1925, Some psychical consequences of the anatomical distinction between the sexes S.E.19
9. Freud, S 1927, Fetishism S.E.21
10. Freud, S 1940, Splitting of the ego in the process of defence S.E.23
11. Gillespie, W.H. 1956 The General Theory of Sexual Perversion İnt.J. Psychoanal. 37:396-403 .
12. Glover E.1933 The relation of perversion formation to the development of reality-sense. Int.J. Psychoanal. 14; 486-504
13. Kernberg O 1975 Borderline Conditions and Pathological Narcissism. Jason Aronson Inc., New Jersey.
14. Khan, M.M (1974) “the Use and the abuse of dream in psychic experience” In The Privacy of The Self: Papers on Psychoanalytic Theory and Technique. Madison, CT: İnternational Universities Press.Pp.306-15
15. Lichtenstein, H. 1961 Identity andSexuality J.Am.Psychoanal.Assoc. 9:179-260
16. Mcdougall,J. 1970 Homosexuality in Women in Female Sexuality Ann Arbor:Michigan Univ.Press,
17. McDougall,J. 1972 Primal Scene and Sexual Perversion İnternational Journal of Psychoanalysis, 53:371-384
18. McDougall, J. 1974 The Anonymous Spectator—A Clinical Study of Sexual Perversion1 Contemporary Psychoanalysis, 10:289-310
19. Segal, H. 1956 Depression in the Schizophrenic İnt. J. Psychoanal. 37;339-343
20. Simon, B (1992) “Incest-See Under Oedipus Complex”: The History of an Error in Psychoanalysis
21. Sperling, O.E., Arlow, J.A. (1954). III. Perversion: Theoretical and Therapeutic Aspects. J.Amer. Psychoanal. Assn., 2:336-345.
22. Sperling, M. 1968 Acting-out behavior and psychosomatic symptoms İnt.J.Psychoanal. 49:250-253
23. Vahip I.,Yasak-Sevi(Incest) Eylemi:Çeşitli Yaklaşımlara genel Bir Bakış, Türk Psikiyatri Dergisi 5: (4) 1994
24. Vahip I., Psikoanalitik Açıdan Yasak-Sevi(Incest) Eylemi, Türk Psikiyatri Dergisi 1995; 6(1):54-60



Uluslararası Psikanaliz Birliği (IPA) Kongresi, 1911 Weimer

Bizi Takip Edin

Psike İstanbul © 2015. Tüm Hakları Saklıdır
Bu site © XYZEskimo Web Araçları kullanılarak hazırlanmıştır.